Memenin yapısı

Meme,  göğüs ön duvarında, 2. ve 6. Kaburgalar arasında, koltuk altına doğru uzantısı olan, kendisini çevreleyen deri ile pektoral kas ve fasyası arasında yerleşmiş modifiye apokrin ter bezidir. Adetlerin başlamasından itibaren, gebelikte,  laktasyonda ve menapoz sonrası dönemlerde memelerde önemli fonksiyonel ve patolojik değişiklikler olur. Memeler erkekte görev yapmayan yapılar olarak sessiz kalırlar. 

 

 

Meme Kanseri Nedir?

Meme kanseri, süt bezleri veya sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücrelerden gelişen ve çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden gelişen bir tümöral oluşumdur.  

 

 

 

 

 

 

 

Meme Kanseri Niçin Önemsenmesi Gereken Bir Hastalıktır?

Kadınlarda en sık görülen tümörden biridir. Her 8 kadından biri yaşamının bir döneminde meme kanseri ile karşı karşıya kalacaktır. Erkeklerde ise görülme sıklığı %1'in altındadır.
Kanser, memede zaman içinde büyür. Erken safhada herhangi bir belirti vermezken daha sonra memede ele gelen sertlik, meme ucunda veya ciltte çekinti, kızarıklık, meme ucundan kanama gibi belirtiler verebilir. Sonra da aynı taraftaki koltuk altı lenf bezlerine ilerler ve bu bezlerin büyümesine sebep olur. Daha ileri evresinde beyin, karaciger, akciger gibi hayati organlara atlar ve ölüme neden olur.
Meme kanserinde en önemli unsur, erken teşhis ve duyarlı hastadır. Erken teşhis için de kendi kendine muayene, doktor kontrolü ve 40 yaş sonrası düzenli mamografi önemlidir. Meme kanserinde erken teşhis, olası bir meme kanseri gelişmesi durumunda tedavi edilebilir aşamada hastalığınızın yakalanmasını ve hastalıktan sonraki hayatınızı hastalığın evresine göre değişen oranda daha sıkıntısız, daha konforlu geçirmenizi sağlayacaktır.
İşte bu nedenlerle meme kanseri önemsenmesi gereken bir hastalıktır ve diğer hastalıklardan ayrılır.

Meme Kanseri belirtileri nelerdir?


Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa vakit geçirmeden bir uzmana başvurmalısınız.

• Memede veya koltuk altında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
• Meme başından akıntı (tek memeden ve tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli)
• Meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
• Meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
• Meme cildinde yara veya kızarıklık
• Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
• Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri yada renginde değişiklik 

Risk Faktörleri nelerdir?

Cinsiyet:

Meme kanseri en sık kadınlarda görülüyor. Erkeklerde görülme oranı, yüzde 1’den daha az. 

Yaş:

Meme kanseri çoğunlukla 50 yaş ve üzerinde görülüyor. 35 yaş ve altında rastlanma sıklığı daha az.
Herediter (kalıtsal) meme kanseri veya genetik bozukluklar nedeniyle oluşmuş meme kanserleri genç yaşlardaki kadınlarda daha sık görülüyor. 

Aile hikayesi:

Özellikle anne tarafından 1. derece akrabasında (anne, teyze, anneanne, kızı) meme kanseri hikayesi olması önemli bir risk faktörü kabul ediliyor. Bu akrabaların meme kanserine menopoz öncesi yakalanmaları ve/veya çift taraflı meme kanseri olmaları, riski daha da artıyor.

Östrojen hormonu:

Östrojene maruz kalmada artış meme kanseri gelişme riskinde artışla ilişkiliyken, östrojene maruz kalma süresinin azalmasının koruyucu olduğu düşünülüyor. Bir kadın ilk adetini ne kadar erken görürse (örneğin 12 yaştan önce) ve menopoza ne kadar geç girerse (örneğin 55 yaş), meme kanserine yakalanma riski o kadar artıyor. Hiç doğum yapmamış kadınlarda meme kanseri riski doğum yapmış kadınlara göre daha fazladır. 
Tam dönem gebelikle ilişkili olan meme epitelinin terminal diferansiasyonu da koruyucudur, dolayısı ile ilk canlı doğumun daha ileri yaşlarda yapılması meme kanseri riskinde artışla ilişkilidir. Doğum kontrol hapı kullanmanın da, çok düşük oranda olsa bile meme kanseri riskini artırdığı düşünülüyor.

Menopoz sonrası hormon tedavisi:

Menopoz dönemindeki, sıcak basması gibi sorunların önlenmesi amacıyla kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarınca uzun süreli reçete edilen (5 yıl veya daha fazla süreyle) östrojen ve medroksiprogesteron asetat içeren kombine hormon ilaçları, meme kanseri riskini sadece östrojen içeren hormon ilaçlarına kıyasla daha çok artırıyor.
Menapoz sonrası hormon replasman tedavisi koroner arter hastalık ve osteoporoz risklerini % 50 oranında azaltırken, meme kanseri riskini % 30’dan az olmak üzere arttırır.

Geçirilmiş meme biyopsisi:

Meme biyopsilerinde saptanan orta dereceli epitelyal hiperplaziler meme kanseri riskini 1,5-2 kat (atipi göstermeyen), atipik duktal veya lobuler hiperplazi 3-5 kat arttıırdığı bilinmektedir.

Meme kanseri hikayesi:

Bir kadının bir memesinde daha önce kanser gelişmiş olması, ileride diğer memesinde de kanser gelişmesi riskini yaklaşık 2 kat artırıyor. Meme kanseri tanısı konulup cerrahi olarak çıkarılmasından sonra kalan meme dokusu risk altındadır. Karşı meme için bu risk her yıl için % 0.5-1’dir.

Beslenme ve çevre faktörleri:

Yağ bakımından zengin beslenme şekli ( serum östrojen düzeyleri yükselir) ve kilo alma, özellikle menopozdaki kadınlarda meme kanseri riskini artırıyor. Menapoz sonrasında kadınlarda en önemli östrojen kaynağı yağ dokuları tarafından androstenedionun östrojene dönüştürülmesi olduğundan, obezite östrojene maruz kalma açısından uzun dönemde, meme kanseri riskinde artışla ilişkilidir.
Alkol kullanımı (günde bir kadehten fazla) yine riski artırırken, sigaranın etkisi hala tartışılıyor. 
Alkol östradiol serum düzeylerini arttırıyor. Düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteninse meme kanseri riskini azalttığı biliniyor.

Işınlanma (radyoterapi):

Çocukluk çağında başka kanserler nedeniyle (lenf kanseri vb.) göğüs ışınlaması geçirenlerde, meme kanseri görülme sıklığı artıyor. Hodgkin lenfoma nedeni ile radyoterapi (RT) yapılan genç kadınlarda meme kanseri 75 kat fazla bulunmuş.

Meme kanseri sınıflaması:
1-Sporodik meme kanseri % 65-75 ailenin son iki kuşağında meme kanseri bulunmamasına rağmen meme kanserinin ortaya çıkmasıdır. 

2-Ailesel meme kanseri % 20-30 meme kanseri olan bir hastanın, bir veya daha fazla birinci ( anne, baba, kardeş, çocuk) veya ikinci derece akrabasında (büyükanne, büyükbaba, teyze, hala,dayı,amca) meme kanseri hikayesi olmasıdır.

3- Herediter (kalıtsal) meme kanseri % 5-10 daha erken yaşta (ort 45 yaş) görülen, iki taraflı olma riski fazla olan, over kanseri ile birlikte olabilen, otozomal dominant geçiş gösteren bir 
meme kanseridir.

Kalıtsal Meme Kanserleri
Meme kanseri sendromları (Li –fraumeni sendromu , Cowden hastalığı, Muir-Torre sendromu ) ve kalıtsal meme kanserlerinin yüzde 80’inden sorumlu iki gen var: BRCA-1 ve BRCA-2. BRCA-1 geninde bozukluk (mutasyon) olan kadınlarda 70 yaşına dek meme kanseri gelişme riski yüzde % 44-70, over (yumurtalık) kanseri riski ise yüzde 45. BRCA-2 gen mutasyonu taşıyıcılarındaysa, 70 yaşına dek meme kanseri riski yüzde %31-56 ve yumurtalık kanseri riski yüzde 76’dır.

Tanı nasıl konuyor? 
BRCA-1 ve BRCA-2 için tanı, genetik test yapılarak konuyor. Bu gruptaki kişilere, 18 yaşından itibaren meme muayenesi, 25-35 yaşında mamografi, 25-35 yaşından itibaren 6 ayda bir veya yıllık klinik meme muayenesi ve yıllık meme MR’ı öneriliyor. Ayrıca bu kişilerin, 30-35 yaşından itibaren 6 ayda bir yumurtalık kanseri için tetkiklerini aksatmamaları gerekiyor.

Kimler risk altında?
Ailede bir veya birden fazla, birinci ya da ikinci derece akrabasında meme kanseri bulunması kalıtsal meme kanserini düşündürüyor. Bununla birlikte meme kanserinin 20-30 gibi çok genç yaşlarda özellikle yumurtalık kanseri ile birlikte görülmesi de kalıtsal meme kanserini akla getiriyor. Annede veya kız kardeşte meme kanseri bulunması ciddi bir risk faktörü kabul ediliyor.


BRCA 1 ve BRCA 2 taşıyıcılarında risk yaklaşım stratejileri:

1-Kemoprevensiyon

 Bu kişilere uygulanabilecek risk azaltıcı metotların başında; tamoksifen veya raloksifen gibi östrojeni baskılayan ilaçların kullanımıdır. Tamoksifen ve raloksifen kullanımı, meme kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.

 2-Risk azaltıcı cerrahi 

1-Yüksek meme kanseri riski olan kadınlarda (yüksek meme/over kanseri aile riski olan kadınlar, BRCA1 ve BRCA 2 taşıyıcıları, T P53 ve PTEN gen mutasyonu olan kadınlar vb.) her iki memenin çıkarılması ( bilateral profilaktik mastektomi ) . 
2- Tek taraflı meme kanseri tanısı alan kadınlarda diğer memeye mastektomi yapılarak riskin azaltılmaya çalışılmasıdır (Kontralateral profilaktik mastektomi).
3- Proflaktik bilateral salfingo-ooferektomi ( Koruycu amaçlı çift taraflı yumurtalıkların çıkarılması) ve hormon replasman tedavisi:
Koruyucu amaçla yumurtalıkların çıkarılması bu hastalarda meme kanseri riskini yüzde 50, proflaktik mastektomi ise meme kanseri riskini yüzde 90 azaltabiliyor.

3- Meme ve over kanserine yönelik yoğun tarama programı

Kimler genetik danışmanlık almalı?
Özellikle kalıtsal kanserlerin sık görüldüğü Doğu ve Orta Avrupa kökenli Aşkenazi Yahudisi kadınların, birinci derece, bir veya birden fazla genç yaşta veya çift taraflı meme kanserli akrabası olan kadınların mutlaka genetik danışmanlık alması gerekiyor. Genetik danışmanlar, bu riskleri taşıyan kişileri BRCA-1 ve BRCA-2 gen mutasyon tarama testlerinin onlar için gerekli olup olmadığı, bu testlerin tıbbi ve psikososyal açıdan avantajları ile dezavantajları hakkında bilgilendiriyorlar.
Risk azaltıcı cerrahi kimlere uygulanabilir?
• BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonu olanlar (mutlaka Genetik konsültasyonu ile risk belirlenmesi yapıldıktan sonra)
• Ailede kuvvetli meme kanseri öyküsü olanlar (Kişinin annesi, kız kardeşi veya kızında özellikle 50 yaş altında tanısı konulmuş meme kanseri olması)
• Çok sayıda aile bireyinde meme veya over kanseri bulunması,
• Meme biyopsisinde lobüler karsinoma insitu (LCIS) veya atipik duktal hiperplazi (ADH) gibi meme kanseri riskinin arttığı durumlar,
• Daha önceden bir memesinden kanser tedavisi görmüş olanlar,

Mastektomi yaptırmayanda tarama:

6 ayda bir klinik muayene, 25 yaştan başlayarak 12 ayda bir mammografi

Oferektomi yaptırmayanlarda tarama:

Yıllık transvajinal ultrasound ve 25 yaştan sonra serum CA 125 düzeyi bakılmalı.

MEME KANSERİ TİPLERİ

1-Memenin insitu kanserleri
2-Memenin invaziv kanserleri

Karsinoma insitu:
Kanser hücreleri, bazal membranı invaze edip etmediklerine göre insitu yada invaziftirler.
Yayılma göstermeyen (in situ) kanserler de kendi arasında ‘duktal karsinoma in situ’ ve ‘lobüler karsinoma in situ’ olmak üzere yine iki gruba ayrılıyor. Özellikle 1980'li yıllardan sonra tarama mamografilerinin ön plana çıkmasıyla, yayılma göstermeyen (in situ) kanserlerin, tüm meme biyopsileri içindeki görülme sıklığının yüzde 1.4'ten yüzde 10'lara, tüm meme kanserleri içindeki oranlarının da yüzde 5'ten yüzde 15'lere yükselmiştir.

Lobüler karsinoma insitu(LCIS)
İnvaziv hastalık için bir prekürsörden çok riskte artışı ifade eden bir belirteç olarak kabul edilir. Her iki memede de meme kanseri riski 8-10 kat artmıştır.
Bu tür hastaların tedavisi tamoksifenle birlikte yada tek başına hastanın yakın takipte tutulmasıdır. Koruyucu amaçlı subkütan mastektomi denilen deri her iki meme dokusunu çıkartma (basit mastektomi) şeklinde cerrahi girişimler uygulanabiliyor. Beraberinde plastik cerrahi girişimlerle protez ve benzeri cerrahi rekonstrüktif işlemler eklenmesiyle beraber
kozmetik açıdan yüz güldürücü sonuçlar elde edilebiliyor. 

Duktal karsinoma insitu (DCIS)
Malign epitleyal hücrelerin meme duktuslarının sınırları içinde kalacak, diğer bir deyişle bazal membranı geçmeyecek şekilde proliferasyonudur. Eskiden %3-5 oranı kabul edilirken tarama MMG ile oran % 16’lara yükselmiştir. DCIS doğal gidişatı son derece belirsiz bir hastalıktır. Bu lezyonun invazif duktal karsinoma dönüşmesi olasılığı 30 yıllık bir süre içinde kabaca % 30-50 arasındadır. DCIS esas kadın memesinde görülürken, erkek meme kanserinin % 5’inden de sorumludur. Tipleri; Nonkomedo, Papiller, Mikropapiller, Kribriform, komedo kanserlerdir.

İn situ duktal kanserler çoğu kez muayenede kendini belli etmiyor. Belirtisi; mamografide tespit edilen düzensiz ufak boyutlu kireçlenme bulgusu ve/veya (pleomorfik mikrokalsifikasyon) kanlı/şeffaf tek kanaldan memebaşı akıntısı şeklindedir. DCIS, normal hücrelerden yayılma potansiyeli olan (invaziv) kanser hücrelerine geçiş olarak kabul ediliyor. Kitle oluşturmadığı için, tel ile veya radyoaktif maddelerle işaretlenerek çıkarılıyor. Eğer kanser, tek odaklı bir durumda ise etrafında yeterli temiz doku bırakılıyor( (MKC ) meme koruyucu cerrahi). Geri kalan meme dokusuna radyoterapi (RT) uygulandığı zaman hastalık, klinik olarak iyi bir seyir gösteriyor. Eğer memede yaygın olarak bulunuyorsa, tüm meme dokusunun çıkarılması (basit mastektomi) gerekiyor ve bu durumda yüzde 100'e varan oranla tam iyileşme görülüyor. Saf DCIS'de koltukaltı lenf bezlerinin tutulumuna nadir olarak yüzde 1-3 oranında rastlanıyor. Bu nedenle tüm memenin çıkarılacağı hastaların; daha kötü özellikler gösteren (yüksek gradlı vs.) bazı tiplerinde, koltukaltı lenf bezlerinde kanser hücrelerini tutması en muhtemel bekçi lenf bezlerini çıkarmak (sentinel lenf nodu biyopsisi) gerekebiliyor.

Dünya sağlık örgütü (WHO)’nun meme kanserinde histolojik sınıflandırılması

I-Meme başının Paget hastalığı

Paget hastalığı
• Meme başının kronik ekzamatoid görünümü ile birlikte santral duktal karsinomunun birlikte olmasıdır.
• Hastalık yavaş seyirlidir.
• Meme karsinomlarının %5’inden azını oluşturur.
Meme başı ve ve areoladaki deride geniş stolazmalı, soluk vakuollü hücreler (paget hücreleri) epitelin tabakaları arasında yer alır.


II-Invazif duktal karsinom
A-%80 prodüktif fibrozla birlikte adenokarsinom
B- % 4 Medüller
C-%2 Müsinöz(kolloid) karsinom
D-%2 papiller karsinom
E-%2 tübüler karsinom 

III-%10 İnvazif lobuler karsinom 

IV- Nadir kanserler(adenoid kistik, skuamöz, apokrin, metaplastik)
Prognozu en iyi olan tubüler, meduller, müsinöz(kolloid) ve papiller karsinomdur.

İnflamatuar meme kanseri

• Meme kanserinin % 1-4’nü oluşturur. En hızlı seyreden meme kanseridir.
• Meme derisinde eritem, sıcaklık artışı, hassasiyet ve ödem(peau d’orange; portakal kabuğu görünümü) var.
• Hastaların çoğunda kötü diferensiye invazif kanser vardır.
• lenfatik kanalların, tümör trombozlarına bağlı tıkanıklığı, meme derisinde ödem ve eritemin nedenidir.

Meme kanserinin yayılımı:

1-Lenfojen yayılımı:

Meme lenfatiğinin döküldüğü iki lenf nodülü grubu vardır.
1- Meme lenfatiğinin büyük bölümünün döküldüğü aksilla lenf nodülleri
2- Mammaria interna lenf nodülleri

Lenf ganglionundaki metastazın çapı 2 mm den küçükse buna mikrometastaz denir.

2-Hematojen yayılım:

Meme kanseri; hematojen yayılım ile kemiklerde ve yumuşak dokularda metastaz yapar. İskelet sisteminde en çok lomber vertebralarda , pelvis kemikleri, ve femurda, yumuşak dokular içinde de en sık AC,KC ve plevrada yerleşir.

3-Permeasyon yayılması: 

Kanser hücreleri lenf akımı ters yönünde lenfatik damarın duvarında tutunarak ilerlerler. Bu yoldan deriye gelen tümör hücreleri burada yerleşerek metastatik nodüller meydana getirirler. Bunlara satellit deri nodülleri adı verilir.

4-Skip metastaz

Koltuk altında level 1 düzeyinde lenf ganglionlarında metastaz yok ise , Level II ve III’de metastaz olması riski çok düşüktür. (% 1.3-5)

Meme kanserinde prognozu belirleyen faktörler:

• Tümör çapı
• Koltuk altı lenf ganglionu tutulumu
• Histolojik tümör tipi, histolojik grad, nükleer grad
• Hormon reseptörleri (ER;PR reseptörü)
• Tümör proliferasyon hızı (Mitoz sayısı)
• Moleküler prognostik faktörler:
1- enzimler (katepsin D, plazminojen aktivatörü)
2-Proto-onkojen ekspresyonu ( c-erb B2, EGFR, FGF.)
3-Onko supressör genler ( p 53; retinoblastom geni)

AZ GÖRÜLEN DURUMLAR:

GEBELİK VE MEME KANSERİ

Gebe ve emziren kadında en sık görülen kanser, meme kanseridir. Araştırmalar her bin gebeliğin % 0.2-3.8 ünde meme kanserinin geliştiğini gösteriyor.
• Gebelik hücresel bağışıklığın olumsuz etkilendiği, buna artan kortikosteroid düzeyinin de katıldığı bilinmektedir.
• Çok muhtemel gebelikten aylar önce başlayan neoplastik oluşumun bu ortamda daha hızlı büyümeye başladığı kabul edilir.
• Gebelikte meme dokusu gergin ve noduler olduğundan tanıda gecikmelere yol açmaktadır.
• Hastalar gebe olmayanlara göre daha ileri evrede başvurmaktadır.
• Gebede MKC 2-5 cmlik tümörlerde ve gebeliğin son 8 haftasında düşünülebilir.
• Böylece doğumdan hemen sonra RT başlanabilir.

ERKEKLERDE MEME KANSERİ:

En sık kadınlarda görülen meme kanseri, küçük bir grubu oluştursa da erkeklerin de sorunu. Çünkü tüm meme kanserlerinin yüzde 1'inden azı erkeklerde gelişiyor. Erkek hastaların yüzde 30'unda ailede meme kanseri bulunması, dikkat çekici bir durum olarak kabul ediliyor. Bir kısım erkekte meme kanserleri gelişiminin BRCA-2 geniyle ilişkili olduğu düşünülüyor.

Risk faktörleri neler?
Bu kanserlerin çoğunluğu 60 yaş ve sonrasında ortaya çıkıyor. İnmemiş testis, testis travması, testisin cerrahi yolla çıkarılmış olması (orşiektomi) ve östrojen hormonu kullanımı risk faktörleri olarak kabul ediliyor. Bu hastaların tümörleri incelendiğinde en az yüzde 75'inde östrojen ve progesteron reseptörü bulunuyor ancak c-erbB-2 proteini varlığına daha az rastlanıyor.

Belirtiler neler?
Hastaların hemen hemen tümünde görülen yakınma, meme başı ve areola arkasındaki kitle oluyor. Sert, ağrısız, düzensiz kenarlı, jinekomastinin aksine areola dairesinin sadece bir kısmında yer alan bu kitle ile birlikte meme başından şeffaf-kanlı akıntı hastaların yüzde 80'inde görülüyor.

Nasıl tedavi ediliyor?
Günümüzde bu hastalara sıklıkla modifiye radikal mastektomi uygulanıyor. Meme koruyucu geniş tümör kitlelerinin çıkarılması şeklindeki ameliyatlar kabul görmezken, sentinel lenf nodu uygulamaları için hasta sayısındaki yetersizlik nedeniyle daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyuluyor.
Tedavide koltukaltı lenf bezlerine kanser yayılma derecesine göre göğüs duvarı ışınlanıyor, östrojen reseptörü pozitif ise tamoksifen ve kemoterapi olarak koltukaltı lenf bezi tutulum durumuna göre taksan ve/veya antrasiklin içerikli kemoterapi protokolleri uygulanabiliyor. 

 


Etiketler : meme kanseri , meme kanseri belirtileri , meme kanseri nedenleri , istanbul meme kanseri tedavisi , istanbul meme kanseri , istanbul meme kanseri ameliyatı